yattığın yerden eyle’m!
BilgiTOG Karanlığa Karşı Tepkiler 5 kapsamında çevreci etkinlikler gerçekleştiriyor. Temasını Çevre Sorunları olarak belirleyen KKT Projesi kapsamında ilk hareket olarak “350″ yazıldı. Katılan aşağı yukarı 25 kişi vardı. Hepsine bir teşekkürü borç biliriz. Umarız hayatlarında ufacık da olsa bir değişiklik yaratmıştır bu eylem… E.C.A. ve Serel sponsorluğunda gerçekleştirilen KKT projesi ve Çevre Projeleri etkinliklerine tüm hızıyla devam edecek… Bizi izleyin anacım baaaaaaaaayyy…. (arkada olacak o kadar jenerik’i…)
heee altta da habervesaire.com’da çıkan haberimiz var okuyunuz =))
Haber >>
“Oturduğun yerden çevreci mesaj vermek istemez misin?” Facebook’ta karşılaştığım bu ilginç soru beni sabah yapılacak haber toplantısı için gündem düşünmekten kurtabilirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde (yani benim okulumda) bir grup gönüllü, çevreye duyarlı insanları okul bahçesinde oturmaya çağırıyordu. İyi de oturarak çevreye nasıl bir katkıda bulunmayı umuyorlardı?
Duyuruyu inceleyince, oturarak (hatta belki de yatarak) yapılacak bu katkının, hemen tüm dünyada ilgi uyandıran 350 hareketinin Türkiye’deki ikinci eylemi olduğunu öğreniyorum. Harekete ismini veren 350 ise, karbondioksit parçacıklarını ifade ediyor. Başını NASA’dan Dr James Hansen’ın çektiği bir grup bilim insanına göre insaoğlunun yeryüzünde güvenli yaşayabilmesi için, havadaki her 1 milyon parçacığın içinde bulunması gereken karbondioksit miktarının üst sınırı 350.
Hesap şöyle yapılıyor: Yakın zamanda gerçekleşen bir dizi araştırmaya göre yerkürenin ortalama sıcaklığının 2 derece artması, dünya üzerindeki canlı varlığını ciddi sıkıntıya sokacak. Bilim dünyasının ortak amacı, ne yapıp edip, giderek ısınan atmoseferi soğutabilmek. “Küresel ısınma” ya da “iklim değişimi” olarak nitelenen sıcaklık artışının ana nedeni de fosil yakıt tüketimi. Fosil yakıtlar atmosfere giderek daha fazla karbondioksit salınmasına neden oluyor. Yani atmosferdeki karbordioksit miktarıyla, gezegenin ısınması arasında doğrudan bir ilişki var.
Atmosferdeki her bir milyon parçacığın 450 adedinin karbonmonoksit olması durumunda, yukarıda bahsettiğim 2 derecelik ısınmanın gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakılıyor. (Bu durum Uluslararası İklim Değişikliği Paneli’nde dile getirildi.) Şu anda 390 civarında. Ve karbondioksit sayısının her sene 2-3 parçacık arttığı düşünüldüğünde, 2029-2039 arasında, güvenli yaşam için kritik görülen sınır da aşılmış olacak.
İşte İstanbul Bilgi Üniversitesi Toplum Gönüllüleri Kulübü’nün (Bilgitog) davetiyle insanlar, hayatlarını güvenli kılacak bu 350’yi oluşturmak için santralistanbul’un çimlerinde buluşuyordu. Daha önce Moğolistan’dan Tanzanya’ya 181 ülkenin insanları da çeşitli formlarda 350 olmuştu. Türkiye’nin ilk 350’sinde de yine Bilgitog’un parmağı vardı. 18-21 Şubat 2010’da Sakarya’da gerçekleşen 15. Gençlik Konseyi’ne katılan 360 genç, hazır bir araya gelmişken, Bilgitog’un önerisiyle “350” oluvermişti. Sakarya’daki 350, hareketin merkezinin de dikkâtini çekmiş, www.350.org sitesinde “Daha önce Sakarya ile ilgili hiçbir şey bilmiyorduk. Ama Toplum Gönüllüleri Vakfı’ndan 350’yi aşkın kişi biraraya gelerek bu fotoğrafı oluşturdular…Sakarya’daki gençlerle çalışmalarımıza devam etmeyi dört gözle bekliyoruz…” mesajı yayınlanmıştı.
Gelgelim Sakarya’daki katılımcılar sayıca Bilgi Üniversitesi’nden fazlaydı ve 350 için oturmaları yeterli gelmişti. Görünen o ki, 21 Nisan’da santral çimlerinde toplanan 25 kadar öğrencinin yatarak eylem yapmaktan başka şansı yoktu!
Eylem saati geldiğinde ben de oradaydım. Ama görevim gereği, bu güzel bahar gününde çimlere sere serpe uzanmak gibi güçlükle yüzleşmek zorunda değildim! 350’ye, çayır çimene hakim bir eğitim binasının çatısından vaziyet ettim. Çünkü eylemin fotoğrafçısıydım ve o çayırda gerçek bir 350 görmek zorunda kişi de bendim. Çok şükür, uzaktan işaretleşerek bunu başardık. Eylemin “görünmez gücü” olmuştum!
Aklıma, eylemden önce okuduğum bir makalede, Küresel Eylem Grubu (KEG) sözcüsü Nuran Yüce’nin, “Tüm gezegen felaketin eşiğinde. Ya iklim değişimini durduracağız ya da bildiğimiz yaşam sona erecek. Sadece insanlık için değil, tüm canlı yaşamının niteliği değişecek, canlı türleri yok olacak” sözleri geldi.
İnsanlık kurtulacaksa çimlere otururuz, hatta gerekirse yatarız dahi! İklim değişikliğini böyle durdurabilmek çok daha güzel.
imza: Görkem Keser
